RİNOPLASTİ

Rinoplasti (Burun Estetiği) Rinoplasti Nedir? Neden İhtiyaç Duyulur? Burun yüzümüzün ortasında ve en önde olmasından dolayı yüz güzelliğinin en dikkat çeken parçasıdır. Günlük hayatımızda, sosyal ilişkilerimizde karşımızdaki kişinin yüzümüzde en önce fark ettiği kısımdır. Dolayısıyla burnumuzun düzgünlüğü ve yüzümüzle uyumu ya da şekilsel bozuklukları ve yüzümüzün genel bütününe uyumsuzluğu kişilerin ilk odaklandığı yerdir. Verdiğimiz ilk izlenim, imajımızın önemli bir parçasıdır. Elbetteki burnumuzun şekli toplumdaki konumumuzu ve saygınlığımızı belirlemez. Kişiliğimiz, birikimlerimiz, iletişim becerilerimiz çok daha önemlidir. Bununla beraber özellikle günümüz dünyasında öne çıkan/çıkarılan görsel algının belirleyiciliği ve görünümün önceliği yadsınamaz bir gerçekliktir. Burundaki fark edilir şekil bozukluğu, beraberinde kişide özgüven eksikliği gelişmesine sebep olabilmektedir. Kişi aynaya baktığında yüzün genel bütününden uzaklaşıp sadece burnuna odaklanabilir, bazen sadece burnundaki şekil bozukluğu sebebiyle aynaya bakmaktan kaçınabilir, bulunduğu ortamda herkesin burnuna baktığını düşünebilir, fotoğraf çektirmekte isteksiz olabilir. Bu noktada burun şeklinin düzeltilmesi ve yüzle uyumunun sağlanması ihtiyacı hissedilir. Rinoplasti burun şeklinin kalıcı olarak değiştirilmesi, düzeltilmesidir. Rinoplasti ile burnunuzun büyüklüğü, şekli ve oranları değiştirilebilir. Burun şeklini oluşturan kıkırdak ve kemik yapılara yeniden şekil verilir. Burunda kemer varsa düzeltilebilir, burun orta hattan sağa veya sola sapmışsa orta hatta getirilebilir, burun ucu düşükse kaldırılabilir, kalkıksa düşürülebilir, darsa genişletilebilir, genişse daraltılabilir, asimetrik ise simetrik hale getirilebilir, burnun yüksekliği azaltılabilir veya artırılabilir, burun delikleri genişse daraltılabilir, burun kökü basıksa doldurulabilir, yan duvarlar çökükse desteklenebilir, burnun alt kısmı sarkıksa düzeltilebilir. Burada unutulmaması gereken en önemli konulardan biri burnumuzun esas fonksiyonunun nefes almak olduğudur. Burundaki şekil bozukluğuna çoğu zaman burun tıkanıklığı şikayetinin eşlik ettiği görülür. Özellikle eğri burunlarda burun içini düzeltmeden yalnızca burun dışını düzeltmek zor, çoğu zaman imkansızdır. Ünlü burun cerrahı AUFRICHT’in dediği gibi “Where the septum goes, there goes nose” (Septum nereye giderse burun oraya gider). Aslında bu sözün terside doğrudur. Dolayısıyla rinoplastide başarılı bir estetik ve fonksiyonel sonuç için burun içini ve dışını bir bütün olarak düşünmek ve değerlendirmek gerekir. Yine de rinoplasti ile yapabileceklerimizin bir üst sınırı vardır. Rinoplastide aşırı kıkırdak ya da kemik çıkarılması ya da uygun olmayan planlarda kemik müdahaleleri normal olan nefes almayı daha da bozabilir. Burun şeklini değiştirirken nefes alma fonksiyonunu korumak, dahası burun tıkanıklığı varsa rinoplasti esnasında mutlaka düzeltmek gereklidir. Burun şeklinden memnun olmayan, burnuyla ilgili ne istediğini ve ne istemediğini bildiğinden emin, isteklerini doktoruyla açıkça paylaşabilen, ameliyat sürecini ve sonuçlarını anlayan, ameliyat sonrası yeni burnu ile yaşamında nelerin değişebileceğinin ve nelerin değişmeyeceğinin farkında olan, ameliyatın faydaları yanında riskleri ve sonuçları hakkında bilgi sahibi olan, kızlarda 16 erkeklerde 17 yaşın üzerinde olan kişiler rinoplasti için uygun adaylardır. Ameliyat öncesi görüşme, değerlendirme ve ameliyata karar verme aşamalarında doktorunuzla iletişiminiz ve motivasyonunuz çok önemlidir. Ameliyat öncesi estetik ve fonksiyonel değerlendirme, fotoğraf analizi ve problemlerin tespiti, operasyon planı, greft ihtiyacı ve kullanımı, ameliyat sonrası süreç ve muhtemel komplikasyonları detaylı ve açık bir şekilde konuşmak gerekir. Unutmayın ki başarılı bir ameliyat süreci sadece cerrahın deneyimi, bilgi ve becerisi ile değil aynı zamanda sizin de istek, motivasyon ve sabrınıza bağlıdır. Ben ameliyat öncesinde  birkaç kez zihnimde ameliyatı yaparım, olası güçlükleri ve nasıl gidereceğimi önceden planlarım. Rinoplasti yüz plastik cerrahisinde en zor operasyonlardan biridir. Standart bir rinoplasti yoktur, her hasta, her yüz ve her burun bir bütün olarak düşünüldüğünde birbirinden farklı anatomik yapıda ve kendine özeldir. Dolayısıyla her hasta için ayrı planlama gerektirir. Estetik ve fonksiyonel deformitelerin eksiksiz tespiti, iyi bir tasarım ve cerrahi plan, bunu gerçekleştirmek için yetenek ve en önemlisi deneyim gerekir. Her açıdan iyi görünen ve yüzün diğer yapıları ile dengeli bir burun hedeflenir. Cerrahın sanatsal becerisi, burun cerrahileri ile ilgili eğitim ve deneyimi, kendini geliştirme arzusu başarılı bir sonuç için en önemli etkenlerdir. Bunun yanında estetik ve fonksiyonel olma ilişkisindeki denge çok iyi korunmalıdır. Şahsi olarak rinoplasti ameliyatlarında aşırı rezeksiyonlardan kaçınıyor, yapısal desteği korumaya çalışıyor ve hastalarımda yaşamları boyunca sürecek doğal bir görünüm elde etmeye çalışıyorum. Ameliyat Öncesi Değerlendirme? Estetik Değerlendirme; Önce gözlem; nefes alırken burun kanatları ve yan duvarlarında çökme olup olmadığı (burun valfi), burun cildi( kalınlığı) değerlendirilir. Sonra burun kökünden başlayıp dudağa kadar burnun kemik ve kıkırdak yapıları muayene edilerek değerlendirilir. Burun kemikleri (kısa nazal kemik var mı, sertlik, kalınlık, burun kemeri, eğrilik, düzensizlik, asimetri), burun kıkırdakları (şekil, konum, büyüklük, kalınlık, esneklik, asimetri, fazlalık, eksiklik, burun ucu desteği, düşüklük, kalkıklık, eğrilik, genişlik, dolgunluk), burun tabanı ve burun delikleri (genişlik, darlık,asimetri, burun kenarlarında çekiklik) değerlendirilir. Burun-alın ve burun-dudak açısı, burnun yüzdeki ve kendi içindeki oranları değerlendirilir.Gülerken ve konuşurken üst dudak ve burun ilişkisi, burun kaslarındaki gerilme ve kasılmalar dikkatle değerlendirilir. Alt çene ve ucudeğerlendirilir. Burun şekli ile ilgili olarak alından başlayarak dudağa kadar burundaki şekil bozuklukları veya düzelmesi istenen ayrıntılar konuşulur. Fonksiyonel Değerlendirme; Burun tıkanıklığı olup olmadığı, varsa daha çok hangi tarafta olduğu, sabit mi değişken mi olduğu, normal nefes almada mı derin nefes alma veya efor sarf ederken mi olduğu öğrenilir. Daha sonra burun içi muayenesine geçilir. Burun septumu (eğrilik, kayma, kıkırdağın kalınlığı ve miktarı), burun etleri (büyüklük ve anatomik varyasyonlar), burun valfi, polip, sinüzit vs. varlığı değerlendirilir. Klasik burun içi muayenesinde burnun arka kısmındaki problemlerin %40 ı gözden kaçar. Bu nedenle mutlaka endoskopik muayene ile burnun arka kısmının ve geniz bölgesinin görülmesi gerekir.Gerektiğinde burun ve sinüs tomografisi çekilir. Fotoğraf Çekimi ve Bilgisayar Analizi Standart fotoğraf çekiminde burun; önden, alttan, sağ yan(profil), sağ oblik(45°), sol yan(profil), sol oblik(45°) olmak üzere 6 farklı açıdan fotoğraf çekilir. Ben standart fotoğraf çekimi haricinde gülerken ve yukarıdan da burnun fotoğrafını çekiyorum. Gülerken çekilen fotoğraf burun ve dudak ilişkisini gösterirken, burundaki orta hattan sapmalar en iyi yukarıdan çekilen fotoğraflarda görülebiliyor. Daha sonra fotoğraflar bilgisayara aktarılır, özel bir program sayesinde yüzünüze en uygun burun şekli tasarlanır. Bu tasarım, ameliyatı planlamada oldukça yardımcı olur. Ancak bilgisayarda oluşturulan görüntü ile ameliyat sonucunun birebir aynı olamayabileceği, son derece yakın bir görünüme ulaşılabileceği bilinmelidir. Ameliyat öncesinde sürekli kullandığınız ilaçlar, kronik hastalıklar (hipertansiyon, şeker hastalığı vs.), daha önce geçirilmiş ameliyatlar, alerji, kanama problemi gibi konularda mutlaka doktorunuzu bilgilendiriniz.Ameliyattan 10 gün önce aspirin ve benzeri (naproksen, ibuprofen,..) kan sulandırıcı ağrı kesicilerin, A vitamini, Gingo biloba’nın kesilmesi (morluk ve şişliği artırabilirler), 5 gün önce alkolün kesilmesi (ödemi artırabilir), sigaranın kesilmesi (yara iyileşmesini geciktirir, anestezi sonrası akciğer problemlerini artırır, enfeksiyon riskini artırır) önerilir. Rinoplasti Ameliyatı Nasıl Yapılır? Son yüz yılda bilim ve sanattaki değişimle beraber rinoplasti yaklaşımı ve anlayışı da değişmiştir. Önceleri rinoplasti ameliyatı burnun küçültülmesi (redüktif rinoplasti) şeklinde uygulanmaktaydı. Redüktif rinoplastide fazlaca kıkırdak ve kemik çıkarılıyor ve küçük bir burun elde ediliyor, burun iskeleti yapısal olarak zayıflıyordu. Erken dönemde bu durum hastalar için oldukça tatmin edici iken yıllar geçtikçe burunda gelişen yapay ve orantısız görünüm hastaları mutsuz etmekteydi. Ayrıca burnun birçok yapısal destek mekanizması zayıfladığından nefes alma problemleri de gelişmekteydi. Günümüz modern rinoplasti anlayışında küçültme değil yeniden şekillendirme prensibi kabul görmektedir. Bunun için sadece gerektiği kadar eksizyon (kıkırdak veya kemik çıkarılması), sütür (dikiş) ve greft teknikleri uygulanmaktadır. Benim rinoplastideki felsefem ve hedefim; estetik olarak güzel, çekici ve yüzün bütünü ile orantılı, yapısal olarak sağlam ve kalıcı, fonksiyonel olarak da rahat nefes alan bir burun elde etmektir. Kapalı ve Açık Yaklaşım Nedir? Neredeyse son 50 yıldır rinoplastinin açık mı kapalı mı yapılması konusu tartışılmaktadır. Burada şunu baştan bilmek gerekir; açık ya da kapalı yaklaşım, ameliyat tekniği değil burnun kıkırdak ve kemik yapılarına ulaşmak için kullanılan yoldur. Açık veya diğer adıyla Eksternal yaklaşımda kolumellaya (burun deliklerini birbirinden ayıran yapı) ters V veya W şeklinde yapılan küçük bir kesi sonrası cilt kaldırılarak burnun kıkırdak ve kemik yapılarına ulaşılır. Ameliyatın son aşamasında ciltteki kesi dikilerek kapatılır. İyileşme sonrası bu kesi izi normalde fark edilmez. Ancak çok yakından ve dikkatli bakıldığında fark edilebilir. Kapalı yaklaşımda ise tüm kesiler burun içinden yapılır. Burada açık veya kapalı yaklaşımdan biri diğerinden daha iyidir diye bir kural yoktur.  Ben burnun durumuna göre bu yaklaşımların her ikisini de uyguluyorum. Örneğin orta hatta kemerli bir burunda, burun ucu simetrik ve düzgün ise kapalı yaklaşımı tercih ediyorum. Kapalı yaklaşımın avantajı;burun ucu (tip) destek mekanizmalarını pek bozmaması, daha az travmatik olması, iyileşmenin daha kısa sürmesi, ameliyat sonrası ödemin daha çabuk düzelmesi, burun ucunda his kaybı olmaması olarak sayılabilir. Eğri burunlar, major revizyon gerektiren burunlar, burun ucunda belirgin asimetrisi olan burunlarda ve yarık dudak rinoplastisinde açık yaklaşımı tercih ediyorum. Açık yaklaşımın avantajı ise burnun tüm kıkırdak ve kemik yapılarına hakim olunabilmesi ve her türlü greft ve sütür (dikiş) teknikleri uygulamalarına olanak sağlamasıdır.Ameliyat süresi burnun şekline ve yaklaşıma göre 1-4 saat sürer. Benim için önemli olan ameliyatın süresi değil sonucudur. Ameliyat Sonrası Süreç nasıldır? Nelere Dikkat Etmeliyim? İlk 2 gün boyunca göz çevresi ve yüzde şişlikte artış olabilir. Şişlik ve morluğu azaltmak için 2 gün boyunca hasta başı yüksekte olacak şekilde 2 yastıkla (30-45 derece) yatmalı, uyanık olduğu zamanlarda saatte bir 10-15 dakika buz veya donmuş bezelye tatbiki uygulanmalıdır. 3.günden sonra şişlikler azalır, yavaşça yanaklara doğru iner 5-7. günden sonra kaybolur. Morarma ise hastanın cilt yapısına, kemiklerin kalınlığına, ameliyatın süresine, ameliyatta kullanılan aletlerin hassasiyetine göre değişik oranda görülür. Morluk gelişirse 10-14 gün içinde giderek azalır ve kaybolur. Süreci hızlandırmak için bazen morluk giderici kremler kullanılabilir. Morluk gelişiminde burun kemiklerine yaklaşım ve kullanılan cerrahi aletler önemlidir. Ben rinoplastide kemikleri kırmaktan ziyade kesmeyi tercih ediyorum, bunun için 2-3 mm lik keskin osteotomlar (kemik kesiciler) kullanıyorum. Hastalarımın sadece %20 sinde morlukla karşılaşıyorum.İlk 2-3 gün sızıntı şeklinde burun kanaması olur, 3. Günden sonra sümükle karışık akıntılar olur. Ameliyattan 1 hafta sonra burun dışındaki tespit materyali (thermal splint veya alüminyum alçı) çıkarılır. Kontrolleri ve pansumanı yaptıktan sonra burna cilt renginde bantlar yapıştırılır. Bu bantlar 1 hafta boyunca tutulur. Bantlama, hem ödemindaha çabuk azalmasını hem de burnun korunmasını sağlar. Ameliyat bitiminde burun içine yumuşak silikondan yapılmış esnek tamponlar konulur (doyle splint). Bu tamponların ortası boruludur, kurumuş sümük veya pıhtı ile tıkanmazsa tamponlu iken de burundan nefes alınabilir. Ameliyatın kapsamına göre (rinoplasti ile beraber septoplasti, burun eti küçültülmesi, vs.) 3-5 gün sonra tamponlar çıkarılır. Çıkarma işlemi 10-15 saniye sürer ve ağrısızdır. Bazı hastalarda burun mukozası ve septum eriyen dikişlerle birbirine dikilerek tamponsuz ameliyat yapılabilir. Ancak silikon tamponlar hem kanamayı, hem de ameliyat sonrası burun içinde yapışıklık gelişme riskini azalttığından tercih edilir. Tamponlar çıkarıldıktan sonra birkaç hafta burun içerisinde kabuklanmalar olur. Rinoplasti ile beraber burun etleri küçültülen hastalarda kabuklanma daha uzun sürebilir. Günde 4-5 kez serum fizyolojik veya tuzlu suyla burun yıkama yaparak bu kabuklar yumuşatılabilir. Sonrasında genize doğru çekerek veya hafifçe sümkürerek çıkarılabilir. Burun girişindeki kabuklar oksijenli su veya antibiyotikli kremlerle yumuşatılıp temizlenebilir.  Ameliyattan sonra hafif-orta düzeyde ağrı olabilir. Bu ağrılar normal ağrı kesicilerle rahatlıkla giderilebilir. 1 hafta- 10 gün sonra fazla efor sarf etmeden çalışabilir, okula gidebilirsiniz. 1 ay sonra ağır sporlar hariç normal sporunuzu yapabilirsiniz. Spor yaparken mutlaka burnunuzu travmalardan korumanız gerekir.En az 2 ay süreyle güneşten korunmanız (yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanın), gözlük (güneş gözlüğü dahil) kullanmamanız önerilir. Doğrudan güneş ışığına maruziyet hem ödemin geç düzelmesine hem de ciltte kalıcı lekelenmelere neden olabilir. Gözlük ise sürekli baskı oluşturarak burun kemiklerinde kayma ve çökmeye neden olabilir. Ne Gibi Komplikasyonlar Görülebilir? Ameliyat esnasında veya ameliyat sonrasında bazı komplikasyonlar görülebilir.  Fonksiyonel, estetik veya her ikisi ile ilgili komlikasyonlar görülebilir. Sıklıkla az rezeksiyon, aşırı rezeksiyon ve /veya simetri problemleri olur. Bazen anormal skar (nedbe) gelişebilir. Ameliyat esnasında görülebilen komplikasyonlar; ● Anestezi komplikasyonları ● Kanama; Ameliyat öncesinde tansiyon kontrolü, kan sulandırıcıların kesilmesi, ameliyat esnasında düşük tansiyon sağlanması, ameliyatta doku planlarının korunması ve dokulara nazik davranma bu ihtimali azaltır. Ameliyat sonrasında görülebilen komplikasyonlar; ● Kanama; Ameliyat sonrasında müdahale gerektiren kanama %1 den az görünür.  ● Enfeksiyon  ● Septal hematom veya apse; Burun septumunda kıkırdak ile üzerindeki mukoperikondrium denen örtünün arasında kan birikmesidir. Biriken kan bekledikçe enfekte olur ve apse gelişebilir. Septum kıkırdağı bu örtüden beslendiği için erkenden kanı veya iltihabı boşaltmak gerekir.  ● Septum perforasyonu; Her iki burun deliğini birbirinden ayıran burun bölmesinin (nazal septum) tam kat delinmesidir. En sık nedeni burun ameliyatları (septum cerrahileri) komplikasyonlarıdır. Kabuklanma, kanama, burundan nefes alırken ıslık sesi duyulması, burun tıkanıklığı, ağrı, burun ve geniz akıntısı gibi semptomlar görülebilirken, hastaların bazılarında hiç bir şikayet olmayabilir.  ● Burun içinde yapışıklık (sineşi); En sık septum ile alt konka (burun eti) arasında olur. Burun tıkanıklığına neden olabilir.  ● Dikiş ve Kesi problemleri; Çok nadir görülmekle beraber erken dönemde dikişlerde kopma veya erime, geç dönemde vücudun dikişleri reddetmesi ve atmaya çalışması görülebilir. Yine nadiren ciltteki kesi yerlerinde belirgin iz, burun içi kesilerin iyileşmesinde skar (nedbe) gelişimi görülebilir. Nefes alma ve diğer fonksiyonel komplikasyonlar nelerdir? Primer rinoplasti hastalarının yaklaşık %15-25 inde ameliyat sonrasında burun valfinde daralma ve nefes alma problemleri görülür. Estetik olarak tatminkar bir sonuca ulaşan hastalar başlangıçta bu sorunu pek önemsemezken yeni burunlarına alıştıktan sonra yaşam kalitelerindeki düşüşü belirgin biçimde hissederler. Bunu önlemek için ameliyat esnasında burun valfinde daralma görülen hastalarda mutlaka valf bölgesinin greft ile desteklenmesi gerekir.   Estetik komplikasyonlar ve başarısızlıklar? ● Eğri burnun devam etmesi; Primer ve revizyon rinoplastide en becerikli cerrahlarda bile olabilir.  ● Burun ucunda düşme; Burun ucu (tip) desteği sağlanan ameliyatlarda böyle bir durum görülmez.  ● Domuz burnu (pig snout); Aşırı rezeksiyonda ve burun ucu fazla kaldırıldığında burun delikleri fazlaca görünür hale gelir ve domuz burnu görünümü oluşur.  ● Alar retraksiyon-kollaps, Valv yetmezliği; Burun yan kıkırdakları fazlaca alınırsa burun iyice daralır, nefes alırken yan duvarlar içeri çöker, burun mandalla sıkılmış gibi görülür.  ● Pollybeak (papağan burnu-gagası) deformitesi; Burun kemerinin kıkırdak kısmının az alınması burundaki problemin devam etmesine veya pollybeak (papağan burnu-gagası) deformitesine neden olur.  ● Açık çatı deformitesi; Burun kemikleri yanlardan tam kırılmazsa burun sırtında açıklık ve çukur oluşur.  ● Saddle nose (semer burun) (boksör burnu);  Burun orta bölmedeki (septum) desteğin kaybı sonucu burun sırtının çökmesiyle oluşur. Septumun aşırı rezeksiyonu sonucu oluşur, önlemek için en az 1,5 cmlik L şeklinde kıkırdak destek bırakmak gerekir.  ● Ters V deformitesi ve Orta çatı kollapsı; Burun kemik ve kıkırdak birleşiminde ters V harfi şeklinde gölgelenme olur ve nefes alma güçlüğü olur. Önlemek için özellikle burun kemikleri kısa olan hastalarda dikkat edilmeli, burun orta çatısı greft ile desteklenmelidir. Aslında primer rinoplastideki estetik komplikasyonlar ve başarısız sonuçlar revizyon rinoplastinin sebepleridir. Başarı Kriterleri ve Başarı Oranları Nelerdir? Rinoplasti ameliyatının sonucunda 3 farklı durum olabilir; 1. Hasta mutlu-Doktor mutlu (ideal sonuç), 2. Hasta mutlu-Doktor mutsuz (doktor daha iyisini yapabileceğini düşünüyor), 3. Hasta mutsuz-Doktor mutsuz (başarısız sonuç).  Rinoplastide estetik ve fonksiyonel başarı % 85-90’ın üzerindedir. Ameliyat öncesi burnun durumu, cerrahın deneyimi ve becerisine göre hastaların %7-15 inde düzeltme (revizyon) ameliyatı gerekebilir. Revizyon rinoplasti ayrı bir başlıkta detaylı olarak anlatılmıştır.  Rinoplasti hastasının burnunda nelerin değişeceğini ve bu değişimle beraber hayatında nelerin değişmeyeceğini çok iyi anlaması gerekir. Gerçekçi beklentileri olmalıdır. En yetenekli ve deneyimli cerrahlarda dahi sonuçların garantili olmadığı gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerekir. Merak Edilen Konular? İdeal Burun Nasıl Olmalıdır?       Aslında standart bir ideal burun anlayışı yoktur. Toplumların sosyokültürel ve etnik yapısına göre ideal kavramı farklılıklar gösterebilir. Buna yaş ve cinsiyeti de eklemek gerekir. Dahası tarihsel süreç boyunca ideal veya güzel burun kavramı değişim göstermiştir. Her ne kadar standart bir ideal kavramı olmasa da doğadaki birçok canlıda ve insan bedeninde “altın oran” (1,618) denen oranlara yakın görüntüler güzel ve estetik olarak kabul edilir. Leonardo da Vinci (1452-1519) den beri vücudun ve yüzün ideal oranlarının birçoğu esasen altın orana uymaktadır. Yüzümüz ve burnumuzda da altın oranlar vardır. Örneğin; Ağız genişliği ile burun genişliği, burun uzunluğu ile burun projeksiyonunun oranları altın orana denk gelir. İdeal bir yüzde; yüz yatay planda 3, dikey planda 5 eşit parçaya bölünür. Burnun yüzün diğer yapıları ile ve burnun kendi içinde ideal oranları vardır. Ameliyatta bu oranlar dikkate alınır. Kadında ve erkekte burnun diğer yüz yapıları ile açıları ve oranları farklılıklar gösterir. Örneğin; Nazofrontal (burun-alın) açı 115–130º, Nazolabial (burun-dudak) açı 90-120º dir. Bu açıların kadınlarda daha geniş erkeklerde daha dar olmaları uygundur. Sonuç olarak ideal burun; estetik olarak yüzün diğer kısımları ile uyum içinde ve doğal görünümlü, fonksiyonel olarak ise rahat nefes alan burundur. Nasıl Bir Burnum Olacağını Ameliyat Öncesi Görebilirmiyim? Ameliyat öncesi çekilen fotoğraflar bilgisayara aktarılarak, özel bir program sayesinde yüzünüze en uygun burun şekli tasarlanır. Bu tasarım ameliyatı planlamada oldukça yardımcı olur. Bilgisayarda oluşturulan görüntünün ameliyat sonrasındaki burun şekliyle birebir aynısı olamayabileceği ancak son derece yakın bir görünüme ulaşılabileceği bilinmelidir. Rinoplasti Hangi Yaşlarda ve Mevsimde Yapılır? Fizyolojik alt yaş sınırı kızlarda 16, erkeklerde ise 17 dir. Ancak rinoplastide sadece fizyolojik yaş değil psikolojik yaşta önemlidir. Kişi rinoplasti gibi burunda ve yüzde kalıcı bir değişiklik oluşturan kararı verebilecek ve sorumluluğunu üstlenebilecek psikolojik erginliğe de ulaşmış olmalıdır. Hastanın genel durumu ve anestezi açısından engeli yoksa rinoplastide üst yaş sınırı yoktur. Rinoplasti her mevsimde yapılabilir. Yazın yapıldığında en az 2 ay güneşten korunmaya ve gözlük takmamaya dikkat edilmelidir. Anestezi Tercihi? Rinoplasti; genel anestezi, lokal anestezi veya intavenöz sedasyon dediğimiz tam uyutulmadan yapılabilir. 1-1,5 saati geçmeyecek ameliyatlar lokal veya sedasyonla yapılabilir. Tercihim, hem hastanın konforu hem de benim rahat çalışabilmem için genel anestezidir. Kaldı ki genel anestezi günümüzde gerek deneyimli anestezi uzmanlarının artışı gerekse anestezi cihazları ve ilaçlarındaki gelişmelerle çok daha güvenli hale gelmiştir.  Açık, Kapalı Teknik Nedir? Hangi Durumda Hangisi Tercih edilir? Burnumda İz Kalır mı? Öncelikle şunu belirtmeliyim ki açık ya da kapalı teknik terimi, ameliyat tekniği değil burnun kıkırdak ve kemik yapılarına ulaşmak için kullanılan yoldur. Açık veya diğer adıyla Eksternal yaklaşımda kolumellaya (burun delikleri arasındaki yapı) ters V veya W şeklinde yapılan küçük bir kesi sonrası cilt kaldırılarak burnun kıkırdak ve kemik yapılarına ulaşılır. Ameliyatın son aşamasında ciltteki kesi dikilerek kapatılır. İyileşme sonrası bu kesi izi normalde fark edilmez, ancak çok yakından ve dikkatli bakıldığında fark edilebilir. Kapalı yaklaşımda ise tüm kesiler burun içinden yapılır. Burada açık veya kapalı yaklaşımdan biri diğerinden daha iyidir diye bir kural yoktur. Ben burnun durumuna göre bu yaklaşımların her ikisini de uyguluyorum. Örneğin orta hatta kemerli bir burunda, burun ucu simetrik ve düzgün ise kapalı yaklaşım tercih ediyorum. Kapalı yaklaşımın avantajı; burun ucu (tip) destek mekanizmalarını pek bozmaması, daha az travmatik olması, iyileşmenin daha kısa sürmesi, ameliyat sonrası ödemin daha çabuk düzelmesi, burun ucunda his kaybı olmaması olarak sayılabilir. Eğri burunlar, major revizyon gerektiren burunlar, burun ucunda belirgin asimetrisi olan burunlarda, yarık dudak rinoplastisinde açık yaklaşımı tercih etmekteyim. Açık yaklaşımın avantajı ise burnun tüm kıkırdak ve kemik yapılarına hakim olunabilmesi ve her türlü greft ve suture (dikiş) teknikleri uygulamalarına olanak sağlamasıdır. KBB uzmanı olarak bana gelen hem primer hem de revizyon rinoplasti hastalarının çoğunda komplike sorunlar ve nefes alma problemleri olduğundan, yarıdan fazlasını açık yaklaşımla ameliyat ediyorum. Ağrılı Bir Süreçmidir? Rinoplasti sonrası hafif-orta düzeyde ağrı olabilir. Bu ağrılar normal ağrı kesicilerle kolaylıkla giderilebilir. Ameliyat Ne Kadar Sürer? Ameliyat süresi burnun şekline ve yaklaşıma göre 1-4 saat sürer. Greft ihtiyacı olursa ve  septum dışında kulak veya kaburgadan karşılanacaksa süre daha da uzayabilir. Benim için önemli olan ameliyatın süresi değil sonucudur! Ameliyat Sonrası Tampon Konulmalı mıdır? Tamponsuz Yapılabilir mi? Tampon Ağrılımıdır? Burun septumuna herhangi bir müdahale yapmadan sadece rinoplasti yapılmışsa burna tampon koymak gerekmez. Septuma veya konkalara (burun etleri) da müdahale yapılmışsa tampon koymak gerekir. Günümüzde artık yumuşak silikondan yapılmış esnek tamponlar kullanılır (doyle splint). Bu tamponların ortası boruludur, kurumuş sümük veya pıhtı ile tıkanmazsa tamponlu iken de burundan nefes alınabilir. Ameliyatın kapsamına göre 3-5 gün sonra tamponlar çıkarılır. Çıkarma işlemi 10-15 saniye sürer ve ağrısızdır. Bazı hastalarda burun mukozası ve septum eriyen dikişlerle birbirine dikilerek tamponsuz ameliyat yapılabilir. Ancak silikon tamponlar hem kanamayı, hem de ameliyat sonrası burun içinde yapışıklık gelişme riskini azalttığından tercih edilir. Tespit Materyalleri Nelerdir? Rinoplasti ameliyatı sonunda yeni burun şeklini sabitlemek, cilt altı dokularda kan birikimini önlemek, şişlik ve ödemi azaltmak, burnu olası travmalardan korumak için burun dışına tespit materyali konur. Önceleri bu tespit alçı ile hazırlanırken günümüzde thermal splint, alüminyum atel gibi hazır tespit materyalleri daha sık tercih edilmektedir. Morluk Her Hastada Olur mu? Olursa Ne Kadar Sürede Geçer? Her hastada morluk olmaz, olanlarda da aynı derecede olmaz. Morarma hastanın cilt yapısına, kemiklerin kalınlığına, ameliyatın süresine, ameliyatta kullanılan aletlerin hassasiyetine ve en önemlisi uygun anatomik planda çalışıp çalışmamaya göre değişik oranda görülür. Şişlik ve morluğu azaltmak için 2 gün boyunca hasta başı yüksekte olacak şekilde 2 yastıkla (30-45 derece) yatmalı, uyanık olduğu zamanlarda saatte bir 10-15 dakika buz veya donmuş bezelye tatbiki uygulanmalıdır. Morluk gelişirse 10-14 gün içinde giderek azalarak kaybolur. Süreci hızlandırmak için bazen morluk giderici kremler kullanılabilir. Ben rinoplastide kemikleri kırmaktan ziyade kesmeyi tercih ediyorum, bunun için 2-3 mm lik keskin osteotomlar (kemik kesici) kullanıyorum. Hastalarımın sadece %20 civarında morlukla karşılaşıyorum. Ne Zaman İşe ve Normal Sosyal Yaşantıma Dönebilirim? Eğer burun dışındaki bantları kozmetik açıdan sorun etmiyorsanız 10. günden sonra fazla efor gerektirmeyen işlerde çalışabilirsiniz. Okula gidebilirsiniz.Tamponlar çıkarıldıktan 1-2 gün sonra seyahat edebilirsiniz. 1.aydan sonra hafif sporlar yapabilirsiniz, yüzebilirsiniz. İlk 2 ay doğrudan güneşe çıkmamanız ve gözlük (güneş gözlüğü dahil) kullanmamanız önerilir. 20 günden sonra cinsel yaşantınıza dönebilirsiniz. Ancak ilk 1 ay burnunuzu korumaya özen göstermelisiniz. Ne Zaman Normal Nefes Alırım? Burun içindeki ödemin ve kabuklanmaların kaybolduğu ortalama 15-20 günden sonra normal nefes alabilirsiniz. Alerjik Rinitim Var. Rinoplasti Zorluk Çıkarır mı? Alerjik rinit ameliyata engel değildir. Ameliyat sonrasında gerektiğinde ilaçlarla alerjik şikayetler kontrol altına alınabilir. Ameliyattan Sonra Burna Masaj Yapmalımıyım? Neyi Düzeltir? Rutinde masaj gerekmez. Cilt-cilt altı ödemin fazla olduğu durumlarda faydalı olabilir. Ancak ameliyattan kaynaklanan yapısal bir bozukluk masajla düzelmez. Burun Ucu Ameliyattan Sonra Düşer mi?  Burun ucu (tip) desteği sağlanan ameliyatlarda böyle bir durum görülmez. Ancak ameliyat sonrası erken dönemde bantlar ve şişlikler nedeniyle burun ucu çok kalkık gibi görülebilir. Birkaç hafta sonra normale döner. Rinoplasti ile Beraber Başka Hangi Ameliyatlar Yapılabilir? (sinüzit, polip, konka, deviasyon) İyileşmeyi Nasıl Etkiler? Rinoplasti ile beraber burun içindeki her türlü probleme yönelik ameliyat yapılabilir. Zaten burun estetiği yapan KBB doktoru ne estetik ne de fonksiyondan vazgeçebilir. Rinoplasti ile beraber septoplasti, konka cerrahisi, endoskopik sinüs cerrahisi (sinüzit, polip varlığında), septum perforasyonu tamiri ameliyatları yapılabilir. İlave işlemler ameliyatın süresini uzatır. Rinoplastide Deri Neden Önemlidir? İnce veya Kalın Derinin Avantaj ve Dezavantajı Nedir? Cilt ve cilt altı yumuşak doku, kıkırdak ve kemik yapıları örten önemli bir yapıdır. Özellikle ince ciltli hastalarda burun sırtındaki küçük düzensizlikler veya burun ucundaki kıkırdak yapılar belirgin olarak fark edilirken normal cilt kalınlığı olanlarda bunlar fark edilmez. İnce ciltli hastalarda bu sorunun oluşmaması için ezilmiş kıkırdak greft, temporal fasiya veya gerektiğinde alloderm kullanıyorum. Alloderm hücre içermeyen insan dermisidir (derinin alt tabakası) ve FDI onaylıdır. Birçok kozmetik uygulamada (dudak dolgunluğunu artırma, skar revizyonu ve rinoplasti gibi) kullanılabilir. Rinoplastide ince deri ile greft arasına konarak ilave kamuflaj sağlanır. Kalın cildi olanlarda ise burun ucunu stabil tutmak ve derinin ağırlığını taşımak için güçlü kıkırdaklara ihtiyaç vardır. Kalın derililerde şişlikler daha geç düzelir (lenfatik drenaj geç düzelir), bazen 2 yıl sürebilir. Zor Burun Nedir? Kolay rinoplasti yoktur. Ancak eğri burun, revizyon rinoplasti, yarık dudak rinoplastisi ayrı bir tecrübe gerektirir. Tip Problemleri Nelerdir? Tip Cerrahisi veya Tipplasti Nedir? Bazen burnun genelinden ziyade sadece burun ucu (tip) bölgesinde şekil bozukluğu olabilir. Burun ucu kıkırdaklarında asimetri, genişlik, darlık, belirgin çıkıntılı bölgeler, düşüklük, yükseklik vs. olabilir. Burnun geri kalan kısımları normalse sadece burun ucundaki şekil bozukluklarını düzeltmeye “tipplasti” denir. Osteotomisiz (burun kemiğini kesmeden) Rinoplasti Yapılabilir mi? Çok hafif bir kemeri olanlarda, dar burnu olan seçilmiş vakalarda burun kemiklerini kesmeden rinoplasti yapılabilir. Bu gibi durumlarda törpü ile kemer biraz alınabilir, burun köküne konan greft ile burun sırtındaki kemer algısı azaltılabilir. Burun Son Şeklini Ne zaman Alır? İlk 1 ayda burun %70 şeklini alır. 1.yılın sonunda %90 şeklini alır. Ameliyat Sonrası Kontroller ve Takip Süresi Nedir? Pansumanlar bittikten sonra 1. 3. 6. ayda ve 1. yılda hastalarımı görmek istiyorum. Ameliyatsız Burun Estetiği Ne demektir? Dolgu maddeleri ile burundaki küçük kusurları kamufle etmeyi ifade eder. Kullanılan dolgu maddesine göre 3-9 ay etkisi sürer. Dolgu maddesi emildiğinde tekrarlanabilir.

Rinoplasti

REVİZYON RİNOPLASTİ

Revizyon Rinoplasti (Düzeltme Burun Estetiği) Bir önceki rinoplasti ameliyatının istenmeyen sonuçlarını gidermek için yapılan ameliyattır. Terminolojide bazı tartışmalar vardır. Bazılarına göre cerrahın kendi yaptığı ameliyatın olumsuz sonuçlarını düzeltmek için yapılan ikinci ameliyata revizyon rinoplasti, başka cerrahlarınkini düzeltmeye sekonder rinoplasti denir. Ancak yaygın kullanımı ilk ameliyatı kim yaparsa yapsın 2. 3. veya daha fazla yapılan düzeltme ameliyatlarına revizyon rinoplasti denir. Ne yazık ki rinoplasti ameliyatı her hastada olumlu sonuçlanmamaktadır. Burun ucu sıkılmış-daralmış, geniş, asimetrik, düşük, sarkık veya aşırı kısalmış ve kalkık (domuz burnu) görünümde olabilir. Burun delikleri asimetrik veya geniş olabilir. Burun yan duvarlarında çökme (alar kollaps) ve nefes alma güçlüğü olabilir. Burun sırtındaki kemer devam ediyor olabilir, burun sırtında çöküklük, burunda kıkırdak kemerin yetersiz alınması sonucu papağan burnu (pollybeak) görünümü veya aşırı alınması sonucu burun sırtında çökme (saddle nose) olabilir.Burun orta kısmında ters V görünümü, eğri burun (twisted nose), deviasyonun devam etmesi, burun sırtında düzensizlikler, burun içi veya dışında aşırı skar (nedbe) dokusu gelişimi, deri ve yumuşak doku problemleri olabilir. Aslında primer rinoplastideki estetik ve fonksiyonel komplikasyonlar revizyon rinoplastinin endikasyonlarını (gerekçesini) oluşturmaktadır. Ne yazık ki primer rinoplasti sonrası %7-15 oranında revizyon (düzeltme) ameliyatı gerekmektedir. Bunların bir kısmı minör bir kısmı ise majör revizyon gerektirir. Minör revizyonda; ilk ameliyatın sonucu kabul edilebilirdir ve küçük rötüşler gerekmektedir. Hasta mevcut burnu ve genel görünümü ile mutlu olabilir ama küçük düzeltmeler isteyebilir. Ancak önceki rinoplasti ameliyatı sonucunda belirgin şekil bozukluğu varsa major revizyon gerekir. Başarısız rinoplasti ameliyatı hastanın özgüvenini ve sosyal faliyetlerini azaltabilir, hasta genelde burnundan mutsuzdur ancak revizyon ameliyatından da korkmaktadır. (Acaba tekrar başarısızlık veya daha da kötü olur mu? , doktoruma güvenebilir miyim? vb.)  Rinoplastide başarısızlığın birçok nedeni vardır. En sık neden ameliyat sırasındaki hatalardır. Neden rinoplasti başarısız olur? 1. Cerrahın deneyimi yetersiz olabilir. 2. Hastanın beklentileri gerçekçi olmayabilir. 3. Cerrahın hedefi aşırı iddialı olabilir. 4. Kötü iyileşme ve skar dokusu nedeniyle fonksiyonel problemler görülebilir. 5. Operasyon sonrası nazal travma geçirilmiş olabilir. Başarısızlığı önlemek veya en aza indirmek için; 1. Mutlaka ameliyat öncesinde detaylı muayene, iyi bir planlama yapılmalı ve ameliyat esnasında titiz ve sabırlı çalışılmalıdır. Yanlış kesiler, kıkırdak ve kemiklerin aşırı veya az çıkarılması, burun destek mekanizmalarının tamir edilmemesi kötü sonuçların sık nedenleridir. Ameliyatı bitirme konusunda sabırsız davranmamak gerekir. Cerrahın ameliyat esnasında içine sinmediği, tam istediği gibi olmadığını fark ettiği yerlerde mutlaka ve mutlaka gerekirse başa dönüp gerekli düzeltmeyi yapması gerekir. Ameliyatın süresi değil her zaman için sonucu önemlidir. 2. Deneyim; Rinoplasti ameliyatı için en az 5-7 yıllık bir deneyim gerekmektedir. Rinoplasti ameliyatının estetik ameliyatlar içinde en zorlarından biri olduğu gerek KBB gerekse Plastik cerrahlar tarafından sıklıkla belirtilmektedir. Sadece yetenekli bir cerrah olmak yeterli değildir. Aynı zamanda sanatsal yönü güçlü, sabırlı, titiz çalışan, dokulara nazik ve saygılı davranan bir cerrah olmak gerekir. Burnu oluşturan birçok yapı ve bunların birbiriyle ilişkisini 3 boyutlu olarak düşünmek ve onarmak gerekir. Ayrıca ameliyat sonrası iyileşme sürecinde burna hangi güçlerin ne oranda etki edeceğini ve uzun dönemde burnun nasıl stabil kalacağını da öngörmek gerekir. Bunların hepsi deneyim gerektirir. Revizyon rinoplasti ise normal rinopastiye göre ekstra deneyim gerektirir. 3. Sağlıklı bir nefes almanın burnun asıl fonksiyonu olduğu unutulmamalı ve sadece dış görünüşe odaklanılmamalıdır. Ne nefes alma fonksiyonundan ne de estetik görüntüden ödün vermeden bir bütün olarak burnu düzelmeye çalışmak gerekir.  Revizyon rinoplasti için önceki ameliyattan sonra yaklaşık 1 yıl beklenmelidir. Ameliyat Öncesi Değerlendirme? Ameliyat öncesi değerlendirme primer rinoplasti gibi olmakla beraber daha detaylı ve dikkatli olmayı gerektirir. İlave olarak, greft ihtiyacı olup olmayacağı ve olası kaynaklar belirlenmeli ve hastanın onayı alınmalıdır. Estetik Değerlendirme; Başarılı bir cerrahi sonuç için burnun detaylı analizi şarttır. Burada ilk olarak cilt incelenir. Cilt cilt altı dokunun kalınlığı, kalitesi, bütünlüğü, hareketliliği ve altındaki burun yapıları ile ilişkisi değerlendirilir. Bu esnada az rezeksiyon, aşırı rezeksiyon, asimetrik rezeksiyon tespit edilir. Burunda önceki operasyonda dokunulmamış alanlar anlaşılmaya çalışılır. Sonrasında muhtemel greft alanlarının varlığı araştırılır.  Burun sırtında osteotomiler ve pozisyonları değerlendirilir. Çok yüksek, normal veya çok düşük olabilirler. Düz veya bükülmüş (eğri), geniş veya dar mı? Revizyon osteotomiler gerekecek mi? Açık çatı veya rocker deformitesi var mı? İlaveten burun kemerinin ve burun kemiğinin az veya çok alınıp alınmadığını değerlendirmek gerekir. Ayrıca düzensizlik açısından burun sırtının muayene edilmesi gerekir.  Orta çatının değerlendirilmesinde ters V deformitesi ve orta çatı darlığı olup olmadığına bakılmalıdır. Yapısal destek (greftler) gerekip gerekmediği değerlendirilir. Kıkırdak profilde az veya aşırı rezeksiyon, düzensizlik, düz veya eğri olup olmadığına bakılır. Burun septum kıkırdağının ön açısı (anterior septal açı) muayene edilerek papağan burnu (pollybeak) deformitesine katkısı değerlendirilir.  Tipin değerlendirilmesinde; simetri, projeksiyon, rotasyon, alar-kolumellar ilişki, alt burun kıkırdaklarını durumu değerlendirilir. Tip destekleri, septum kıkırdağının ucu değerlendirilir. Burun içi ve dışındaki tüm kesiler değerlendirilir. Mümkün olan greft varlığı değerlendirilir.   Fonksiyonel Değerlendirme; Statik ve dinamik valv kollapsı (burun valfinde daralma-çökme) revizyon rinoplasti hastalarında yaygın olarak gözlenir. Burun yan duvarı darlığı ve burun kanatlarında nefes alırken çökme burun valfi daralmasının belirgin özelliklerindendir. Hastanın normal ve derin nefes alma esnasında gözlenmesi doğrudan tanı koydurabilir. Modifiye cottle manevrası (buşon küreti ile burun yan duvarı desteklendiğinde hastada sübjektif olarak nefes almada belirgin düzelme olması) tanıyı destekler.  Anterior rinoskopi ile septum deviasyonu, alt konka hipertrofisi (burun eti büyümesi), sineşi (yapışıklık), bant skar, septal perforasyon ve diğer anormallikler saptanabilir. Ancak bu muayenede hastaların yaklaşık %40 ında bazı anormallikler (adenoid hipertrofisi, orta konka hipertrofisi, konka bülloza, koanal stenoz, nazal polip, kronik sinüzit, ..) görülemeyebilir. Bu nedenle mutlaka endoskopik muayene yapılmalı ve gerektiğinde sinüs tomografisi çekilmelidir. Fotoğraf çekimi ve Bilgisayar Analizi; Revizyon rinoplastide de fotoğraf çekimi primer rinoplastideki gibidir. Standart fotoğraf çekiminde burun; önden, alttan, sağ yan(profil), sağ oblik(45°), sol yan(profil), sol oblik(45°) olmak üzere 6 farklı açıdan fotoğraf çekilir.  Ben standart fotoğraf çekimi haricinde gülerken ve yukarıdan da burnun fotoğrafını çekiyorum. Gülerken çekilen fotoğraf burun ve dudak ilişkisini gösterirken, burundaki orta hattan sapmalar en iyi yukarıdan çekilen fotoğraflarda görülebiliyor. Daha sonra fotoğraflar bilgisayara aktarılır, özel bir program sayesinde yüzünüze en uygun burun şekli tasarlanır. Tasarım aşamasında hedeflenen burnun gerçekçi ve ulaşılabilir olması gerekir. Aksi halde hayal kırıklığı yaşanabilir. Tasarım ameliyatı planlamada oldukça yardımcı olur ancak bilgisayarda oluşturulan görüntünün ameliyat sonunda birebir aynısı olamayabileceği ancak son derece yakın bir görünüme ulaşılabileceği bilinmelidir.  Hastaya açık davranmak, olası olumlu veya olumsuz sonuçlar konusunda bilgilendirmek gerekir. Her revizyon cerrahının amacının başarılı ve hastayı memnun edecek sonuç elde etmek olduğu şüphesizdir. Ancak daha iyi bir sonuç elde edilemeyeceği şüphesi yoğunsa cerrahi sınırları zorlamamak gerekir. Bu durum hastayla paylaşılmalıdır. “Primum Nihil Nocere” (Önce zarar verme!) tıbbın temel kuralıdır.  Ameliyat öncesinde sürekli kullandığınız ilaçlar, kronik hastalıklar (hipertansiyon, şeker hastalığı vs.), daha önce geçirilmiş ameliyatlar, alerji, kanama problemi gibi konularda mutlaka doktorunuzu bilgilendiriniz.Ameliyattan 10 gün önce aspirin ve benzeri (naproksen, ibuprofen,..) kan sulandırıcı ağrı kesicilerin, A vitamini, Gingo biloba’nın kesilmesi (morluk ve şişliği artırabilirler), 5 gün önce alkolün kesilmesi (ödemi artırabilir), sigaranın kesilmesi (yara iyileşmesini geciktirir, anestezi sonrası akciğer problemlerini artırır, enfeksiyon riskini artırır) önerilir. Revizyon Rinoplasti Ameliyatı Nasıl Yapılır? Revizyon rinoplastide de primer rinoplastideki gibi açık veya kapalı yaklaşımla yapılabilir.  Burada şunu baştan bilmek gerekir; açık ya da kapalı yaklaşım, ameliyat tekniği değil burnun kıkırdak ve kemik yapılarına ulaşmak için kullanılan yoldur. Açık veya diğer adıyla Eksternal yaklaşımda kolumellaya (burun deliklerini birbirinden ayıran yapı) ters V veya W şeklinde yapılan küçük bir kesi sonrası cilt kaldırılarak burnun kıkırdak ve kemik yapılarına ulaşılır. Ameliyatın son aşamasında ciltteki kesi dikilerek kapatılır. İyileşme sonrası bu kesi izi normalde fark edilmez, ancak çok yakından ve dikkatli bakıldığında fark edilebilir. Kapalı yaklaşımda ise tüm kesiler burun içinden yapılır. Burada açık veya kapalı yaklaşımdan biri diğerinden daha iyidir diye bir kural yoktur. Burada belirleyici olan burna ne gibi müdahaleler gerektiği ve bu müdahalelerin eksiksiz biçimde hangi yaklaşımla yapılabileceğidir. Kapalı yaklaşımın avantajı; burun ucu (tip) destek mekanizmalarını pek bozmaması, daha az travmatik olması, iyileşmenin daha kısa sürmesi, ameliyat sonrası ödemin daha çabuk düzelmesi, burun ucunda his kaybı olmaması olarak sayılabilir. Eğri burunlar, major revizyon gerektiren burunlar, burun ucunda belirgin asimetrisi olan burunlarda ve yarık dudak rinoplastisinde açık yaklaşımı tercih ediyorum. Açık yaklaşımın avantajı ise burnun tüm kıkırdak ve kemik yapılarına hakim olunabilmesi ve her türlü greft ve sütür (dikiş) teknikleri uygulamalarına olanak sağlamasıdır.  Revizyon cerrahisi primer cerrahiden farklılıklar içerir. Doku planları sıklıkla daralmış, bizim için çok değerli olan kıkırdak ve kemik dokular aşırı veya asimetrik bir şekilde çıkarılmış ve iyileşme sırasındaki güçler zayıf veya zayıflatılmış kıkırdakları bükmüştür. Bu durum ameliyat esnasında daha dikkatli ve nazik çalışmayı gerektirir.Deri ve yumuşak doku revizyon rinoplastide çok önemlidir. Çoğu zaman ciltte bir skar (nebde) dokusu olabilir. Revizyon rinoplastide primer rinoplastiye göre daha yoğun bir inflamatuar doku cevabı olur. İnce derili hastalarda tüm çıkıntılı yapılar törpülenmeli, greftler düzgün şekilde inceltilmeli, gerekirse fasiya ile sarılarak kullanılmalıdır. Kalın deride ise burun ucunu stabil tutmak ve derinin ağırlığını taşıması için güçlü kıkırdaklara ihtiyaç vardır. Kalın derililerde şişlikler daha geç düzelir (lenfatik drenaj geç düzelir), bazen 2 yıl sürebilir.Ameliyat süresi burnun şekline ve yaklaşıma göre 30 dakika ile 4 saat arasında değişir. Minik rötüşler 30 dakikada yapılabilirken major revizyonlar ortalama 3-4 saat sürebilir. Revizyon rinoplastide çoğu zaman greft ihtiyacı olur. Daha önce ameliyat geçirildiği için burun septum kıkırdağı çoğu zaman kullanılmış veya yetersizdir. Bu durumda kulaktan veya ihtiyaca göre kaburgadan kıkırdak almak gerekebilir. Bu gibi durumda ameliyatın süresi daha da uzar. Ancak şunu unutmamak gerekir ki önemli olan ameliyatın süresi değil sonucudur! Revizyon rinoplastisinin başarısı; iyi gelişmiş muhakeme, yetenek, bilgi birikimi ve hepsinden önemlisi deneyime bağlıdır. Bu süreçte cerrahın çok iyi anatomi bilgisine sahip olması, cerrahi yaklaşımları iyi biliyor olması gerekir. Ayrıca cerrah istenmeyen zorluklar ve sonuçlar karşısında ne yapacağını bilmesi gerekir. Hastalar ameliyat sonrasında da uzun süre takip edilmelidir. Rinoplastide felsefem; hastanın burun ameliyatını yapan ilk ve son cerrah olmak, Revizyon rinoplastide ise hastayı mutlu etmek ve burun ameliyatını yapan son cerrah olmaktır. Ameliyat sonrası süreç Primer Rinoplastideki gibidir. Merak Edilen Konular? Revizyon En Erken Ne zaman Yapılabilir? İlk ameliyatın sonuçlarının tam oturması ve revizyonda nerelere müdahale yapılacağının doğru tespiti için 1 yıl beklenmelidir Revizyon Rinoplastide Kıkırdak (greft) Gerektiğinde Nerden Alıyorsunuz? Greftler; burna şekil vermede zaman zaman kullandığımız yapı elemanlarıdır. Gerektiğinde öncelikle burun desteğini bozmamak kaydı ile septum kıkırdağından, yoksa kulak, o da yeterli gelmeyecekse veya yapısal destek gereken majör revizyonda kişinin kendisinden aldığım kaburga kıkırdağını kullanıyorum. Primer rinoplastide neredeyse her zaman greft ihtiyacının tamamı septum kıkırdağından sağlanabilirken, revizyon rinoplastilerde deformitenin kapsamına göre çoğu zaman kulak veya kaburga kıkırdağı gerekmektedir. Burun septum kıkırdağında geride 1,5 cm lik L şeklinde destek bırakmak kaydıyla geride kalan kıkırdak alınabilir. Septum kıkırdağı hem ameliyat sahasında olduğu ve ilave kesi gerekmediği, hem kolay şekil verilebildiği hem de yapısal destek oluşturabildiği ve şeklini koruduğu için öncelikli tercihimdir. Ancak revizyon rinoplastilerde sıklıkla önceki ameliyatlarda septum kıkırdağı kullanıldığı için geriye bırakılan kıkırdak yetersizdir. Kulaktan kıkırdak alırken kulağın ön yüzü veya arka yüzünden kesi yapılabilir. Kulak kıvrımlarına denk getirildiğinden iyileşme sonrasında kesiler fark edilmez. Kulağın sadece çukur yerindeki kıkırdak alındığından kulak şeklinde herhangi bir değişiklik olmaz. Duymaya herhangi bir olumsuz etkisi olmaz. İhtiyaca göre bir ya da iki kulaktan da greft alınabilir.  Kaburga kıkırdağı ise 7. kaburganın göğüs kemiğine birleştiği kıkırdak kısmından alınır. Yaklaşık 2-3 cm lik kesi ile kaburga kıkırdağına ulaşılır ve gereken büyüklükte kıkırdak alınır. Anestezi Tercihi? Revizyon Rinoplasti; genel anestezi, lokal anestezi veya intavenöz sedasyon dediğimiz tam uyutulmadan yapılabilir. 1-1,5 saati geçmeyecek ameliyatlar lokal veya sedasyonla yapılabilir. Tercihim, hem hastanın konforu hem de benim rahat çalışabilmem için genel anestezidir. Kaldı ki genel anestezi günümüzde gerek deneyimli anestezi uzmanlarının artışı gerekse anestezi cihazları ve ilaçlarındaki gelişmelerle çok daha güvenli hale gelmiştir.  Ağrılı Bir Süreçmidir? Revizyon Rinoplasti sonrası hafif-orta düzeyde ağrı olabilir. Bu ağrılar normal ağrı kesicilerle kolaylıkla giderilebilir. Ameliyat Ne kadar Sürer? Ameliyat süresi burnun şekline, neler yapılacağına ve yaklaşıma göre 1-4 saat sürer. Greft ihtiyacı septum dışında kulak veya kaburgadan karşılanacaksa süre daha da uzayabilir. Minör revizyonlar genelde 30-60 dakika sürer. Revizyon Rinoplastide Risk Nedir? Revizyon rinoplastinin riskleri primer rinoplastiye göre daha yüksektir. Skar dokusu oluşumu, greftlerde kayma, yetmezlik, şişliklerin uzun sürmesi, daha sıktır.

Revizyon Rinoplasti
ideal Burun Nasıl Olmalıdır

ideal Burun Nasıl Olmalıdır

Aslında standart bir ideal burun anlayışı yoktur. Toplumların sosyokültürel ve etnik yapısına göre ideal kavramı farklılıklar gösterebilir. Buna yaş ve cinsiyeti de eklemek gerekir. Dahası tarihsel süreç boyunca ideal veya güzel burun kavramı değişim göstermiştir. Her ne kadar standart bir ideal kavramı olmasa da doğadaki birçok canlıda ve insan bedeninde “altın oran” (1,618) denen oranlara yakın görüntüler güzel ve estetik olarak kabul edilir. Leonardo da Vinci (1452-1519) den beri vücudun ve yüzün ideal oranlarının birçoğu esasen altın orana uymaktadır. Yüzümüz ve burnumuzda da altın oranlar vardır. Örneğin; Ağız genişliği ile burun genişliği, burun uzunluğu ile burun projeksiyonunun oranları altın orana denk gelir. İdeal bir yüzde; yüz yatay planda 3, dikey planda 5 eşit parçaya bölünür. Burnun yüzün diğer yapıları ile ve burnun kendi içinde ideal oranları vardır. Ameliyatta bu oranlar dikkate alınır. Kadında ve erkekte burnun diğer yüz yapıları ile açıları ve oranları farklılıklar gösterir. Örneğin; Nazofrontal (burun-alın) açı 115–130º, Nazolabial (burun-dudak) açı 90-120º dir. Bu açıların kadınlarda daha geniş erkeklerde daha dar olmaları uygundur. Sonuç olarak ideal burun; estetik olarak yüzün diğer kısımları ile uyum içinde ve doğal görünümlü, fonksiyonel olarak ise rahat nefes alan burundur.

ideal Burun Nasıl Olmalıdır
Erkeklerde Burun Estetiği

Erkeklerde Burun Estetiği

Gelişen ve değişen günümüz dünyasında artık erkekler de kadınlar kadar dış görünümüne önem vermektedir. İş hayatı, sosyal yaşantı ve özellikle kadın-erkek ilişkilerinde ilk izlenimin önemi gün geçtikçe daha da artmaktadır. Bu durum ise beraberinde estetik düzeltme ihtiyaçlarını doğurmaktadır. Burun estetiği de estetik ihtiyaçları içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Burun yüzümüzün ortasında ve en önde olmasından dolayı yüzümüzün en dikkat çeken parçasıdır. Günlük hayatımızda, sosyal ilişkilerimizde karşımızdaki kişinin yüzümüzde en önce fark ettiği kısımdır. Dolayısıyla burnumuzun düzgünlüğü ve yüzümüzle uyumu ya da şekilsel bozuklukları ve yüzümüzün genel bütününe uyumsuzluğu kişilerin ilk odaklandığı yerdir. Dahası burundaki fark edilir şekil bozukluğu, beraberinde kişide özgüven eksikliği gelişmesine sebep olabilmektedir. Bunların dışında burun içi ve dışındaki eğrilikler sağlıklı nefes almayı engelleyebilmektedir. Bu noktada burunda estetik ve fonksiyonel düzeltme ihtiyacı hissedilir. Rinoplasti (burun estetiği) adayı erkek ve kadınlar arasında bazı farklar vardır. Genel olarak erkek hastalar ameliyat öncesi değerlendirme esnasında kadınlara oranla daha az dikkatli ancak sonuçlar açısından daha çok beklentili olabilmektedir. Bazı rinoplasti adayları burunda sadece göze batan kusurlara odaklanıp daha az fark edilir problemleri göz ardı eder. Ameliyat sonrasında asıl kusur-problem düzelince diğer kusurları fark etmeye başlar. Bu nedenle özellikle erkek hastalarda burun ve yüzün değerlendirilmesinde problemlerin doğru ve eksiksiz tespiti gerekir. Ameliyat öncesi çekilen fotoğrafların değerlendirilmesi, bilgisayar analizi - hedeflenen sonuç ve ameliyat planı hastayla beraber yapılır. Her aşamada hastanın durumu anlaması sağlanıp onayı alınır. Bilgisayar analizinde hastanın yüzü ve burnu için ulaşılamayacak hedefler ve vaatler sunulmaması gerekir. Bilgisayarda oluşturulan görüntünün kesin-garantili sonuç olmayabileceği, hedeflenen sonuç olduğu ve mümkün olduğunca ona yakın görünüm elde edilmeye çalışılacağının hastayla paylaşılması ve anlaşıldığından emin olunması gerekir. Yüz analizinde erkek ve kadında bazı farklı özelliklere dikkat edilmelidir; Erkek yüzü genellikle daha keskin-belirgin hatlara sahiptir. Burun kemik ve kıkırdak yapılar daha kalın ve güçlüdür. Kadında burun sırtı hafif kavisli ve dar olmasına karşın erkekte daha geniş, düz ve yüksektir. Hatta hafif bir kemer görünümü bazı erkeklerde daha hoş durabilir.  Erkeklerde nazal tip (burun ucu) kadınlara göre daha geniş ve hafif dolgun görünümdedir. Erkekte deri nispeten kalındır. Derinin kalitesi ameliyat başarısını sınırlayan önemli bir faktördür. Erkek rinoplastisinde yüz harmonisindeki erkeksi bu özelliklerin mutlaka korunması gerekir. Burun sırtındaki kemerin fazla alınması veya burun ucunun fazla inceltilmesi kişiyi tatmin etmeyecek bir sonuç doğurabilir. Profil görünümde burun ve yüzün diğer yapıları arasındaki ideal açılar erkekte kadınlara göre bazı farklılıklar gösterir; • Nazofrontal açı (burun-alın açısı) erkekte daha keskindir. Erkekte ideali 115-130° dir . • Nazomental açı (burun-çene açısı) 120-130° dir . • Nazofasiyal açı (burun-yüz açısı) erkekte ortalama 36° (30-40) dir . • Nazolabial açı (burun-dudak açısı) 90-95° dir. Kadınlarda ise 100-110° idealdir. Genelde erkekler çocukluktan itibaren burun travmasına daha fazla maruz kalırlar. Bu nedenle erkeklerde burnun hem dışında hem de içindeki eğrilikler daha sık görülür. Bu durum estetik problemlerin yanında fonksiyonel problemleri de beraberinde getirir. Yani erkek rinoplasti adaylarında burunda nefes alma sorunları kadınlara göre daha sıktır. Erkek rinoplastisinde de amaç her rinoplasti ameliyatındaki gibi estetik ve fonksiyonun hiçbirinden ödün vermeden burnun bütün olarak düzeltilmesidir. Erkelerde çoğu zaman burun estetiğiyle beraber deviasyon ameliyatı da yani SEPTORİNOPLASTİ gerekmektedir.

Detay
Eğri Burun

Eğri Burun

Eğri burun burun aksının orta hattan sağa-sola sapmasıdır. Birçok farklı görünümde olabilir. I şeklinde Burun kemik ve kıkırdağı düzdür ancak sağa veya sola eğiktir. C şeklinde Burun C şeklinde sağa veya sola eğiktir. S şeklinde Burun S şeklinde sağa ve sola eğiktir. Yalancı eğri burun Burun orta hattadır ve bir kenarı düzgündür, diğer kenarı içeri çöküktür. Eğri burnun en önemli iki nedeni vardır. Birincisi ve en sık nedeni yaşamın her hangi bir döneminde olan burun travmalarıdır. Diğeri ise başarısız burun cerrahileridir. Eğri burun, burun estetiğinde nispeten düzeltilmesi daha zor ve daha çok deneyim isteyen problemlerden biridir. Sadece burnun estetik görünümünde değil aynı zamanda burnun asıl fonksiyonu olan nefes almada da sorun vardır. Dolayısıyla ameliyatta hem estetik hem de fonksiyonel düzeltme yapmak yani burnun hem dışını hem de içini düzeltmek gerekir. Bunlardan biri eksik olursa sonuç her ikisi içinde başarısız olur. Ameliyat öncesinde burun eğriliğine sebep olan problemlerin ve burnu çekiştiren güçlerin doğru ve eksiksiz tespiti gerekir. Başarılı bir cerrahi için bunların yanında burnun yapısal anatomisinin ve farklı cerrahi tekniklerin uzun dönem sonuçlarının bilinmesi gerekir. Eğriliğe katkısı olan segmentler; burun kemiği, dış kıkırdaklar, burun septumu ve bunların birbirleriyle ilişkisi- bağlantıları iyi tespit edilmelidir. Ameliyat öncesi fotoğraf çekiminde standart 6 açıdan çekilen fotoğraflar haricinde burnun yukarıdan fotoğrafı da çekilmedir. Burun sırtındaki eğrilikler ve asimetri en iyi bu açıdan görülür. Ameliyat açık veya kapalı yaklaşımla yapılabilir, şahsi tercihim özellikle C ve S şeklindeki eğri burunlarda açık yaklaşımdır. Çoğu zaman ameliyatta greft ve özel dikiş teknikleri uygulamak gerekir. Burun septum kıkırdağından yeterince greft alınamazsa kulak ya da kaburga kıkırdağı gerekebileceği konusunda hasta bilgilendirilmelidir. Ünlü burun cerrahı AUFRICHT’in “Where the septum goes, there goes nose” (Septum nereye giderse burun oraya gider) sözünün ne kadar doğru olduğunu en iyi eğri burunlarda anlıyoruz. Eğri burunda ameliyatın en önemli ve en zor kısmı burun septumunun başarılı bir şekilde düzeltilmesidir. Ameliyat başarısının kilit noktasıdır. Burun septumunu düzeltmek için çoğu zaman klasik teknikler dışında Mustarde sütür, Stending greft, Swinging door tekniği, Spreader greft, Cross-bar teknik, Total septal rekonstruksiyon gibi özel tekniklere ihtiyaç duyulabilir. Cerrah bu tekniklere hakim olmalı ve gerektiğinde uygulayabilmelidir. Eğri burun cerrahisinde estetik ve fonksiyonel başarı için ameliyat esnasında ihmal edilmemesi gereken bazı önemli noktalar vardır. Bunlar; ● Eğri burunda, burun kıkırdak ve kemik yapılarında tam serbestleştirme yapılmalı, düzeltmeler yapıldıktan sonra da bu yapılar dikişle yeniden sabitlenmelidir. Ameliyat sonrası süreçte burun ucunda düşme olmaması için burun ucu desteği ihmal edilmemeli ve kolumellar strut ile kıkırdak destek sağlanmalıdır. ● Eğri burunda nazal valv (burun valfi): Bazen burun dışı ve septumdaki eğrilikler düzeltilse bile burun valfi ihmal edildiğinde ameliyat sonrasında burun tıkanıklığı devam etmektedir. Burun valfini düzeltmek için birçok greft ve dikiş teknikleri mevcuttur.   ● Konkalar (Burun Etleri): Eğri burunda çoğu zaman eğriliğin karşı tarafındaki burun eti büyümüştür. Ameliyat sonrasında burun tıkanıklığı yaşamamak için büyümüş burun etleri de küçültülmelidir. ● Ameliyat öncesinde sadece buruna odaklanmamalı, burnun yüz ile olan oranlarına ve yüzde bir asimetri olup olmadığına da dikkat edilmelidir.   Sonuç olarak eğri burun, gerek estetik gerekse fonksiyonel olarak burun cerrahisinin zor vakalarındandır. Dikkatli ve titiz muayene, prensiplere uygun ve sabırlı ameliyat, en önemlisi de deneyim gerektirir. Ameliyatta tam bir düzeltme yapılmasına rağmen hastaların yaklaşık %10 unda ameliyat sonrası süreçte belli oranda tekrar eğilme olabilmektedir.

Detay
Burun Estetiği Öncesi ve Sonrası Süreçte Hasta Psikolojisi

Burun Estetiği Öncesi ve Sonrası Süreçte Hasta Psikolojisi

1. Rinoplasti Öncesi Burnun Hasta Üzerindeki Etkileri; Kişiyi estetik ameliyatlara yönlendiren kendisi kaynaklı ve kendinden bağımsız nedenler vardır. Kişinin kendisine ve içinde yaşadığı toplumun özelliklerine göre birçok farklı neden olabilir. Genellikle karşılaştığımız nedenleri sıralayacak olursak; * Güzellikle ilgili beklentiler * Beğenilme isteği ile ilgili beklentiler * Değişim isteği ile ilgili beklentiler * Kariyer ve Gelecek beklentileri * Kabul görme-Onanma ile ilgili beklentiler * Kişinin kendi içinde ya da dışında değiştiremediği şeyleri değiştirme isteğinin bir yansıması * Rol model alınan, beğenilen, onay gören ya da popüler kişilerle özdeşim kurma isteği * Özellikle gençlerde başkaldırı, isyan ve karşı koyma isteğinin yansıması * Ait olduğu ya da doğduğu sosyokültürel ekonomik sınıftan ayrışma isteği * Yaşlanma ve kaybetme korkuları * Karşılanmamış tamlık duygusu Kişilerde estetik ameliyat isteğinin oluşmasına neden olur ve burun estetiği de bunlardan biridir. Rinoplasti adayının, bu beklentilerin bazılarının gerçekçi olmadığının ve rinoplasti ameliyatının bunların bazılarını karşılamaya yetmeyeceğinin farkında olması gerekir. Burnunda estetik olarak şekil bozukluğu olduğunu düşünen kişide; herkesin burnuna baktığını düşünme, profil fotoğrafı çektirmekten kaçınma, burnu kamufle etme çabaları (gözlük kullanma, bıyık bırakma ) gibi davranışlar ortaya çıkmaya başlar. Kişi gerçekten estetik ya da fonksiyonel anlamda burnundan rahatsızsa ve/veya yaşamı, çevresel şartları bunu kişi için bir gereklilik noktasına getirmişse ameliyat olması önerilir. 2. Ameliyat Öncesi Burnun Hasta Üzerindeki Fonksiyonel Etkileri; Burnunda estetik anlamda sorun olan kişide burun fonksiyonları normal olabileceği gibi beraberine nefes almada, koku almada, gözlük kullanmada zorluk (özellikle eğri burunlarda), konuşma sesinin rezonansında problem ve genizden konuşma, sık üst solunum yolu enfeksiyonu (farenjit, sinüzit vs.) , baş ağrısı gibi şikayetler de görülebilir. Burun tıkanıklığı ve ağzı açık uyuma aynı zamanda uyku kalitesinde bozulma, efor kapasitesinde düşmeye de neden olabilir. Bazı hastalar aslında burundaki fonksiyonel sorunlar nedeniyle ameliyat olmayı düşünmekte ancak burunda estetik olarak beğenmedikleri kısımlarında aynı seansta düzeltilmesini istemektedir. Bu hastalarda zaman içinde estetik beklentiler fonksiyonel beklentilerin önüne geçebilmektedir. Bazı durumlarda ise asıl amaç estetik düzeltme olmakta ancak kişi mevcut burnun özellikle nefes almadaki olumsuz etkisinin farkında olmamakta veya göz ardı etmektedir. Aslında ameliyat adayı birçok kişi burundan ideal bir şekilde nefes alamamaktadır. Ancak kişi kendi burun solunumu ile idealdeki burun solunumunu karşılaştırma şansı olmadığından mevcut durumunu normal zannetmektedir. Rinoplasti adayı burundaki estetik ve fonksiyonel durumun farkında olmalıdır. Ameliyat kararında hem estetik hem de fonksiyonel düzeltme yoluna gidilmesi gerekir. Aksi halde estetik düzelme sonrası ameliyat öncesi var olan fonksiyonel problemler daha ön plana çıkmakta, ya da fonksiyonel düzelme sonrası keşke estetik olarak da burnum düzeltilseymiş diyebilmektedir. 3. Ameliyat Öncesi Kararsızlık ve Kaygılar; Burnunda fonksiyonel ve estetik açıdan sorun yaşayan kişinin ameliyata karar verme, vazgeçme, öteleme şeklinde gidiş gelişlerle geçirdiği bir dönemden bahsediyoruz burada. Bu süreç kişinin kendisi, ailesi, varsa partneri ve arkadaşları arasında gelişen ve şekillenen bir süreçtir. Çevremizin ameliyata motive ya da demotive edici yorumları, telkinleri, yönlendirmeleri bu dönemle ilgili çok belirleyici olabilmektedir. Süreç; ameliyata gerek var mı? yok mu? ameliyatın sonucu bu surecin fiziksel, zamansal ve maddi külfetine katlanmaya değer mi? değmez mi? sonuç ne olur? ameliyatla ilgili beklentiler gerçekleşir mi? gerçekleşmezse ne olur? soruları ve bunlara aranan cevaplarla geçmektedir. Birçok konuda olduğu gibi tabi ki ailemiz, yakınlarımız ve çevremizin görüşleri değerli ve önemlidir. Farklı görüşlere her zaman hepimizin ihtiyacı vardır ve bazen farklı açılardan bakabilmemiz için yaşamsaldır. FAKAT Nihai karar sizin kendi kararınız olmalıdır. Bazen bizim yerimize başkalarının karar vermesini ister ya da bekleriz. Bazen başkalarının kararlarını kendi kararımız zannedebiliriz. Gerçekten ameliyat olmaya ihtiyacınızın olup olmadığını ve isteyip istemediğinizi bir kaç farklı zamanda sadece kendinizle konuşmalısınız. Kendinizi iyi/kötü, mutlu/mutsuz hissettiğinizde, sakin bir gününüzde ve daha aktif bir gününüzde olmak üzere bir kaç farklı zamanda kendinizle konuşup  farklı zamanlardaki cevaplarınızı kıyaslayabilirseniz işiniz daha kolaylaşacaktır. 4. Doktor Arama ve Seçimi Sürecindeki Zorluklar; Rinoplasti adayının belkide en çok zorlandığı aşama doktor arama ve karar verme aşaması diyebiliriz. Buradaki zorluklardan bazılarına kısaca değinecek olursak: * Günümüz iletişim imkanlarının çok çeşitlenmiş olması bir yandan kişilere bilgiye ulaşma anlamında muazzam kolaylıklar getirirken diğer yandan da beraberinde başka zorluklar oluşturmuştur. Doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmak ne kadar kolaylaştıysa yanlış ya da yanıltıcı bilgilerle karşılaşmak ve bunların sonuçlarına maruz kalmakta bir o kadar kolaylaşmış oldu maalesef. Rinoplasti yaptırmak isteyen kişiler, araştırmaları esnasında ya da bilgiye ulaşırken şüphe ve kaygı duyabilmekte, abartılı ya da gerçekçi olmayan vaat tedirginlikleri yaşamakta, olumlu ya da olumsuz yorumlar ve yönlendirmelerle karşı kaşıya kaldıklarını düşünebilmektedir. * Önceki yıllarda rinoplasti ameliyatı yapan/yapabilen yetişmiş doktor sayısı günümüzde bu alanla ilgilenen doktor sayısından çok daha azdı. Önceleri ameliyat olmak isteyen kişi, daha kısıtlı seçenekler içinden bir karar verirken bugün çok daha fazla doktor ve alternatif arasında karar vermeye çalışıyor dolayısıyla bu anlamda kafa karışıklığı da artmış oluyor. * Kulak Burun Boğaz Uzmanımı yoksa Plastik Cerrahmı? Burnumu kime emanet etmeliyim? Eğer nefes alma sorununuz yok ve sadece estetik amaçlı burun ameliyatı olacaksanız burun cerrahisinde deneyim sahibi bir Plastik Cerrah veya Kulak Burun Boğaz Uzmanına ameliyat olabilirsiniz. Unutulmamalıdır ki her KBB uzmanı veya Plastik cerrah estetik burun ameliyatı yapmamaktadır. Deneyim ve bu konuya yoğunlaşmış olması önemlidir. Burunda estetik problemlerin yanında fonksiyonel sorunlar da varsa mutlaka burun estetik cerrahisinde de deneyimli bir KBB doktoruna ameliyat olmanız veya Plastik cerraha olacaksanız gerektiğinde KBB den destek alabilecek bir cerraha ameliyat olmanız önerilir. Burun Estetiğinde Doktorunuza Karar Verirken; * Doktorun Rinoplasti alanındaki deneyimi ve tecrübesini araştırın. * Aynı hekime ameliyat olmuş kişilerden bilgi alın ve sonuçlarını birebir kendiniz görmeye çalışın. * Doktorunuzla yüz yüze görüşmeye gidin. * Daha önceki ameliyatların öncesi ve sonrası fotoğraflarını görün. * Hekiminizin bu alanda yaptığı çalışmalar nelerdir öğrenin. Ameliyat olacağınız doktora karar verdikten sonra acabaları bir yana bırakıp doktorunuza güvenin ve pozitif olun. Unutmayın doktorun motivasyonu sizi etkilediği gibi sizin motivasyonunuzda doktoru etkilemektedir. Hem doktorun hem sizin pozitif motivasyonunuz çok önemlidir. Yeni burnunuzun en iyi nasıl olabileceğine odaklanın. Doktorunuza kendinizi ve beklentilerinizi olabildiğince iyi anlatın. Mümkün olan en iyi sonucun yakalanması için sizin üzerinize düşen kısımlara ilginizi yöneltin. Doktorunuzun tavsiye ve telkinlerini iyi anlayıp katkı sağlamaya çalışın. 5. Ameliyat Öncesi Gün ve Ameliyat Günü Süreci; Ameliyattan önceki günü, bir benzetme yaparak üniversite sınavından önceki güne benzetebiliriz. Genellikle uyku-uykusuzluk, heyecan ve bekleyiş, kaygı, bazen korku, sürekli aynaya gidip burnuna bakma isteği, aşırı hareketlilik ve fazlaca konuşma ya da suskunluk gibi tepkilenimler yaşanır. Özellikle daha evvel anestezi almamış kişilerde daha sık görülmekle birlikte genelde anestezi kaygısı ve korkusu olur. Oysaki günümüz teknolojisi, tıp imkanları ve yetişmiş personel kalitesi anestezi güvenliği ve konforunu en yüksek düzeye getirmiştir. Ameliyat öncesi ile ilgili tavsiyemiz; kaygılarınıza değil pozitif beklentilerinize yoğunlaşmaya çalışın. Pozitif olmanız bu süreci daha kolay geçirmenizin temel anahtarıdır 6. Ameliyat Sonrası; Erken Dönem; Ameliyat olduktan ve kişi kendine geldikten sonra yeni beklentiler başlar. Bu dönemin tam kelimesi ise MERAK tır. * Bir an evvel burnunu görmek, anestezinin etkisi geçer geçmez burun üzerinde alçı ya da atel olsa da aynaya bakmak genellikle kişinin istediği ilk şeydir. Aynaya baktıktan sonra bazı tahminler ve yorumlar yapmaya çalışır. Bundan sonra uzunca bir süre aynayla yakın arkadaşlık başlar. Genellikle bu merak beraberinde bir sabırsızlanma getirir. * Ameliyattan sonra eğer morarma ve şişlikler olmuşsa bu defa bunun kaygısı başlar. Niye bende morarma oldu, daha da artar mı, ne zaman azalır, ne zaman tamamen geçer, bir an evvel geçmesi için başka neler yapabilirim? * Ardından 2-3 gün süre burnunda kalacak olan tamponların çıkmasına odaklanılır. Tamponlar alındıktan hemen sonra sürekli rahat nefes almak istenir. Oysaki zaman zaman tıkanıp açılacaktır. Ortalama 2-3 hafta dönemsel tıkanıklıklar ve kabuklanmalar olacaktır. Fakat kişi bununla ilgili bilgilenmiş olsa bile kaygı ve korkuya kapılır. * Sıra atellerin alınmasına gelmiştir. Beklenen gün gelmiş, heyecan artık doruktadır. Burun açılır. Doğruca aynaya yönelinir, uzunca aynaya bakıp incelemek istenir. Tam bir şaşkınlık halidir. Genellikle tuhaf bir yabancılık hissi yaşanır. Gördüğünü anlayamaz tanımlayamaz kişi. Beklentisine uygun mudur? Burundaki ödem ve şişliklerin oranı nedir? Tam halini ne zaman alacaktır? Derken burun bantlanır, oysa kişi tekrar tekrar burnuna bakmak ve yeni şeklini tam olarak hafızasına kazımak istemiştir. Bu noktada kişi artık bir an evvel muayene odasından çıkıp mümkün olduğunca çabuk eve gitmek ve aynaya koşmak ister. Bu dönemin tavsiye edilen kelimesi ise SABIR dır. Aceleci olmamaya gayret edin. Burnunuzun zamana ihtiyacı olduğunu anlamalısınız. Kişiden kişiye ve buruna yapılan müdahalelerin çeşitliliğine göre değişmekle birlikte ortalama olarak 2-3 hafta kadar sabır göstermeniz gerekecek. Doktorunuzun tavsiye ve telkinlerini iyi anlamaya çalışın, bu doğrultuda yapmanız ve yapmamanız gerekenlere mümkün olduğunca özen gösterin. Geç Dönem; Burundaki şişliklerin büyük ölçüde geçtiği ve burnun oturmaya başladığı (genelde 3. aydan sonrasını kapsar) dönemi kastediyoruz. Bu dönemde kişi yeni burnuna alışmış, önceki burnunu büyük ölçüde unutmuştur. Burundaki en küçük detaylara kadar odaklanma başlamıştır. Arkadaşların ve çevrenin olumlu veya olumsuz değerlendirmelerinin doğru olup olmadığını burnuna bakarak kontrol etmeye başlar. Detayları incelemeye, detaylarda kusur var mı? onu bulmaya çalışır. Bu dönem için tavsiyem; ameliyat öncesi beklentilerinizi düşünüp, sonuç sizi yeterince tatmin ediyorsa küçük ayrıntılara takılmayın. Fark edilir bir kusur veya kötü sonuç varsa (rinoplastide %7-15 oranında görülebilir) bunu doktorunuzla paylaşın ve çözüm için işbirliği yapın.

Detay
Burun Kanaması

Burun Kanaması

KBB acillerinin en sık görülenidir. Bir hastalık değil semptomdur. Yani birçok hastalığın belirtilerinden biridir. İnsanların %60 ında hayatlarının bir döneminde burun kanaması (epistaxis) olur. Burun kanaması olanların %70 i 50 yaş üzerindedir. Burun kanamalarını burnun ön kısmından (Anterior Epistaxis) ve arka kısmından (Posterior Epistaksis) diye ikiye ayırıyoruz. Tüm burun kanamalarının %90 ı burun ön kısmından kaynaklanmaktadır. Anterior Epistaxis daha çok çocuk ve gençlerde, Posterior Epistaksis ise daha çok yüksek tansiyonu ve damar sertliği (ateroskleroz) olan yaşlılarda görülür. Anterior Epistaxis daha çok venöz, yani toplardamar kaynaklıdır ve kendiliğinden durması, durdurulması daha kolaydır. Posterior Epistaksis ise daha çok arteriyel, yani atardamar kaynaklıdır ve durdurmak için sıklıkla müdahale gerektirir. Burun kanamalarının %90 ının burun ön kısmından olmasının en önemli nedeni buradaki bölgenin damar ağından zengin olmasıdır. Burun ön kısmında “Little” alanı dediğimiz kısımda burnu besleyen 4 farklı damar (a.sfenopalatina, a.palatina major, a.labialis superior, a.ethmoidalis anterior) birleşerek bir ağ oluşturur. Kisselbach plexusu denen bu damar ağı burun kanamalarının % 90 ından sorumludur. BURUN KANAMASININ NEDENLERİ NELERDİR ? En sık görülen nedenleri; çocuk ve gençlerde enfeksiyon ve enflamasyon, burun karıştırma, kuru hava ve burun spreyleri, yaşlılarda ise hipertansiyondur. Tüm nedenleri sayacak olursak; 1. Çevresel nedenler; • Kuru hava • Toksik ve İrritan gazlar; Amonyak, benzen, kromatlar, vs. • Ani basınç değişiklikleri; Dalış, uçak seyahati, zorlu hapşırık, burun sümkürme vs.   2. Lokal nedenler; • Travma ve Kazalar; En sık digital travma (burun karıştırma) ve burna dışarıdan gelen travmalarla burun kanaması olur. • Enfeksiyonlar (Rinit, Sinüzit,vs.) ve Ateşli hastalıklar • Alerjik Rinit; Hem alerjiden dolayı kılcal damarlar genişler ve hassaslaşır hem de alerjinin tetiklediği kaşıntı travmayı artırır. • Burun spreylerinin uzun süre kullanılması • Burna yabancı cisim sokulması • Burun içinde parazitler • Septum deviasyonu; Her iki burun deliğini birbirinden ayıran bölmenin (septum) orta hattan sağa ya da sola eğriliğidir. Eğriliğin olduğu alanlarda burun içi hava akımı hızlanır, mukoza gerilir, incelir ve kurur, buna bağlı olarak da daha kolay kanar. • Septal perforasyon; Nazal septum perforasyonu (NSP), her iki burun deliğini birbirinden ayıran burun bölmesi (nazal septum) un tam kat delinmesidir. Deliğin kenarlarında kuruma, kabuklanma ve kanama olabilir. • Burun cerrahileri; Septoplasti, Burun eti cerrahisi, Enoskopik sinüs cerrahisi gibi ameliyatlardan sonra nadiren uzamış burun kanaması olabilir. • Burundan Oksijen veya sürekli pozitif basınçlı hava (CPAP) tedavisi • Zehirlenmeler (böcek ilacı, bitki, vs.) • Granülömatöz hastalıklar; Burun içi Tüberküloz, Sarkoidoz, Sifilis, Wegener granülomatozu • Kitleler, İyi veya kötü huylu Tümörler; Anjiyofibrom, Karsinom, Kapiller hemanjiyom, Polip, İverted papillom   3. Sistemik nedenler; • Hipertansiyon ve Ateroskloroz (Yüksek tansiyon ve damar sertliği) • Kalp yetmezliği, Kalp kapak hastalıkları • Kronik böbrek yetmezliği ve Hemodiyaliz • Yüksek alkol alımı • Migren • Kan sulandırıcı ilaçlar; Aspirin, Kumadin, Heparin, Warfarin, Gingo Biloba, E vitamini vs. • Kanın pıhtılaşma bozuklukları; von Willebrand hastalığı, Hemofili A, Hemofili B, Lösemi, Multiple myelom, Trombositopeni • Karaciğer hastalığı ve K vitamini eksikliği • Herediter hemorajik telenjektazi (osler weber rendu hastalığı); kılcal damarlarla ilgili kalıtsal bir hastalıktır. Hastaların %10 unda muayene ve tetkiklere rağmen herhangi bir neden bulunamaz.   Ara ara olan ve hastanede müdahale gerektirmeyen kanamaların çok büyük kısmının nedenleri; burun karıştırma, enfeksiyonlar (nezle, grip, sinüzit), kuru hava ve basınç artışı (zorlu hapşırık, burun sümkürme) dır. 14 yıllık KBB uzmanlığım boyunca kan hastalığına bağlı olarak karşılaştığım burun kanaması vakası 10 u geçmemiştir. Benzer şekilde burun içinde tümörden kaynaklı burun kanaması vakası ise 15 i geçmemiştir. Bu yüzden burun kanaması olduğunda hemen endişeye kapılıp, nadir görülen kan hastalıkları ve tümörleri en önce düşünmeyiniz.   BURUN KANAMASININ TANI ve TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?   Aktif Kanama Durumunda; Bir yandan müdahale yapılırken bir yandan da kanamanın muhtemel nedenleri ile ilgili bilgi almaya çalışılır. Travma öyküsü, enfeksiyon, alerji, geçirilmiş operasyon öyküsü, kanayan taraf, kanamanın süresi, kanamanın şiddeti, varsa daha önceki burun kanamaları ve müdahaleleri, bilinen bir hastalık varlığı, ilaç kullanımı (aspirin vs.) hakkında bilgi edinilir. Hasta ve yakınları sakinleştirilerek müdahale daha kolay hale getirilir. ● Öncelikle burun içindeki pıhtılar aspiratörle (vakumlu cihaz) veya hafifçe sümkürerek çıkarılmaya çalışılır. Bu işlem kanamayı artırmaz aksine azaltır, aynı zamanda kanama odağını görmemizi kolaylaştırır. Sonrasında birkaç kez buruna soğuk su çekilerek burun temizlenir. Baş hafif öne eğilerek burun delikleri 5-10 dakika sıkılarak beklenir, enseye veya burun sırtına buz konulması reflex olarak damarlarda büzüşme yaparak kanamanın durmasına yardımcı olabilir. ● Burun kanaması hala devam ediyorsa damar büzüştürücü ve anestezik ilaç emdirilmiş pamuk şeritler burun içine yerleştirilerek hafif tampon uygulanır. 5-10 dakika beklendikten sonra bu pamuklar çıkarılır. Bu müdahalelerle önden kaynaklı burun kanamalarının çoğu durdurulabilir. ● Burun kanaması hala devam ediyorsa kanama yeri belirlenir ve koterize edilir. Koterizasyon kanayan damarları yakma işlemidir. Öncelikle kimyasal koterizasyon (yakma) uygulanır. Bunun için Gümüş Nitrat içeren çubuklar kanayan yerin etrafına ve sonra kanayan yere uygulanır. Gümüş nitratla yakmaya rağmen devam eden kanamada elektrokoterizasyon yapılabilir. Bu işlemlerden önce burun içinin uyuşturulması gerekir. ● Bu yöntemlerle de durdurulamayan kanamalarda burun tamponu yerleştirilir. Burun ön kısmından olan kanamalarda anterior tampon (ön tampon), arka kısmından olan kanamalarda posterior tampon (arka tampon) yerleştirilir. Ön tamponlar şerit şeklinde antibiyotikli pomat emdirilmiş gazlı bezden olabileceği gibi son yıllarda suyla şişen, balonlu, kanama durduruculu birçok hazır tampon piyasada bulunmaktadır [Ekstrafor, Merocel, Rapid Rhino balonlu tampon, Mikrofibriller kollagen, Gelatin foam (Gelfoam), Okside selüloz (Surgicel), Gelatin-Trombin kombinasyonu (FloSeal)]. Ön tamponlar 2-3 gün, arka tamponlar 4-7 gün burunda durur. Tampon yerleştirilen hastalara enfeksiyon gelişimini önlemek için mutlaka antibiyotik verilmelidir. Arka tampon koyulan hastalar hastaneye yatırılır ve yakın takibe alınır. ● Tampon tedavisine rağmen 3 günden fazla süren kanamalar ve kan transfüzyonu  gerektiren kanamalı hastalara cerrahi müdahale önerilir. Posterior epistaksis (burun arka kısmından kanama) lerin %30 unda cerrahi müdahale gerekmektedir. Cerrahi müdahalede; Endoskopik koterizasyon (Endoskopla burun içini direk görerek kanayan damarın veya bölgenin yakılması), Arter ligasyonu (kanamaya neden olduğu düşünülen atardamarın bağlanması) yapılabilir. Septum deviasyonuna bağlı kanamalarda septoplasti ameliyatı ile eğrilikler düzeltilmelidir. Sıcak su (50ºC) ile burun yıkamanın da kanamayı durdurmada etkili olabileceği bilinmektedir. ● Cerrahi müdahale dışında Girişimsel Radyolojide anjiyografi ile kanayan damar tespit edilerek embolizasyon (tıkama) işlemi yapılabilir. Bu işlem %90 başarılıdır.  Kanamanın fazla olduğu durumlarda kan nakli yapılabilir. Pıhtılaşma bozukluğu olanlarda tampon konulması tek başına kanamayı durdurmaya yetmez. Bu hastalarda taze donmuş plazma veya eksik olan pıhtılaşma faktörü verilmesi gerekebilir.   Burun kanamalarının çoğu kendiliğinden veya basit müdahalelerle durur. Hastaların sadece %10 unda KBB ye başvurma ihtiyacı oluşmaktadır. KBB ye başvuran hastalarda yukarıda saydığım sıralama ile kanamaların hemen hemen hepsi durdurulabilir.   Aktif kanama dışında tekrarlayan burun kanamalarında sebebe yönelik önlemler ve tedaviler uygulanır. Burun içi kuruluğu azaltmak için nemlendiricili krem veya spreyler, yatak odasını sık sık havalandırarak veya nemlendirerek kuruluğu azaltmak, burun karıştırmanın önlenmesi, zorlu burun sümkürmenin önlenmesi, nezle-grip-sinüzit gibi enfeksiyonların erken tedavisi, alerjinin kontrol altına alınması, dekonjestan burun spreylerinin 5 günden fazla kullanılmaması, kan sulandırıcıların kesilmesi tekrarlayan burun kanamalarının birçoğunda etkilidir. Aktif kanama durdurulduktan sonra burun kanamasının sebebini bulmaya yönelik detaylı endoskopik KBB muayenesi, kan tetkikleri ve gerekirse bilgisayarlı tomografi veya MRI tetkiki yapılarak burun kanamasına neden olan asıl sebep bulunur ve buna yönelik tedaviler uygulanır.

Detay

2014 - 2019 © Copyright REVİZYON RİNOPLASTİ Tüm hakları saklıdır.